Haymana Ziraat Odası Başkanı Suat Devran, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatlarına tepki gösterdi. Açıklanan fiyatların üreticinin beklentilerinin altında kaldığını belirten Devran, bu rakamların çiftçinin üretim motivasyonunu olumsuz etkileyeceğini söyledi.
Devran yaptığı açıklamada, “TMO tarafından açıklanan 2026 yılı hububat alım fiyatları, milyonlarca üreticimizin beklentisini karşılamaktan uzak kalmış ve çiftçimizin çalışma ile üretme azmini olumsuz etkilemiştir. Bugün ülkemizde çiftçi sayısı nüfusun yalnızca yüzde 2,5’ine kadar gerilemiş, çiftçilerimizin yaş ortalaması 60’lara dayanmış, gençlerimiz ise tarımdan uzaklaşmaya başlamıştır. Köylerimiz her geçen gün boşalırken, üreticiyi desteklemesi gereken politikalar yerine maliyetlerin altında kalan fiyatlar açıklanmıştır.
Son bir yılda üretim maliyetleri yaklaşık yüzde 30 artmasına rağmen, buğday alım fiyatının yalnızca yüzde 22,2 artışla ton başına 16 bin 500 TL, arpa alım fiyatının ise yüzde 15,9 artışla 12 bin 750 TL olarak belirlenmesi üreticilerimizi hayal kırıklığına uğratmıştır. Mazot, gübre, tohum, ilaç, işçilik ve kira giderlerindeki yükseliş ortadayken, açıklanan rakamların çiftçiye ‘üretmeye devam et’ mesajı vermesi mümkün değildir.
Ankara, tarımsal arazi varlığı ve hububat üretimi bakımından Türkiye’nin ikinci büyük ilidir. İlimizdeki yaklaşık 45 bin çiftçimiz, alın terinin karşılığını verecek ve üretimi teşvik edecek bir fiyat bekliyordu. Ancak açıklanan rakamlar beklentilerin oldukça altında kalmıştır.
Daha da önemlisi, çiftçimiz önümüzdeki üretim sezonuna gübrede yaklaşık yüzde 70, mazotta ise yüzde 55’e varan maliyet artışlarıyla girecektir. Bu nedenle bugün açıklanan yetersiz fiyatlar yalnızca bu yılın değil, gelecek yılın üretimini de olumsuz etkileyecektir. Ayrıca ürün bedellerinin teslimattan sonra 45 gün içerisinde ödenecek olması da üreticilerimiz açısından ayrı bir mağduriyet oluşturmaktadır. Çiftçinin borcu harmanda gelir, ödemesi ise hasatta yapılır. Çiftçiyi 45 gün bekletmek, onu serbest piyasaya mecbur bırakmak anlamına gelmektedir.
Unutulmamalıdır ki çiftçi para kazanamazsa üretimden çekilir, üretim azalırsa ithalat artar, ithalat arttığında ise gıda güvenliği tehlikeye girer. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir. Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir ülkede ne köyler ayakta kalabilir ne de tarımsal üretim sürdürülebilir.
Bu nedenle çiftçimizin sesi duyulmalı, alım fiyatları yeniden değerlendirilmeli ve üreticiyi koruyacak adımlar bir an önce atılmalıdır. Üreticilerimizin haklı taleplerini ve sahadan gelen görüşleri başta Genel Birliğimiz olmak üzere ilgili tüm kurumlara ve Tarım ve Orman Bakanlığımıza ayrıntılı bir rapor halinde ileteceğiz. Çiftçimizin sesinin karar vericiler tarafından duyulması, alım fiyatlarının ve ödeme şartlarının yeniden değerlendirilmesi için gerekli girişimlerde bulunacağız. Üreticimizin alın terinin karşılığını alması, tarımın sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvenliği açısından bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Çiftçimizin emeğini, alın terini ve geleceğini savunmak bizim en temel sorumluluğumuzdur” dedi.
Haber: Enes YILDIRIM