
Değerli Haymana Gazetesi okurları, bu haftaki köşe yazımızın konusu “Vekâlet Görevini Kötüye Kullanma” ile ilgili dikkat edilmesi gerekenler nelerdir ve bu konu hakkındaki bilgileri sizlere anlatmaya çalışacağım.
Günlük hayatta kişiler taraf oldukları hukuki işlemleri bizzat yapabilecekleri gibi atadıkları vekil veyahut temsilci aracılığıyla da yapabilmektedir. Türk Borçlar Kanunu madde 502. Maddesinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi; Vekilin, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya yapmayı üstlendiği sözleşmeler şeklinde tanımlanabilir. Örneğin, bir kişi kendisine ait olan taşınmazın satılmasını veya üçüncü kişiye devredilmesi konusunda bir vekil tayin ederek tapuda işlem yapılmasını sağlayabilir. Vekâlet sözleşmesi kural olarak herhangi bir şekle tabii değilse de tapuda taşınmazın devri yetkisini içeren vekâlet sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması şarttır. Vekâlet sözleşmesinin kapsamı kural olarak sözleşmede açıkça gösterilmelidir.
Güven esasına dayalı olan vekâlet sözleşmelerinde vekilin sadakat ve özen borcu esastır. Vekilin yetkisinin dışına çıkması, açıkça verilen talimata aykırı hareket edilmesi veya ortalama vekilden beklenen özeni göstermemesi gibi durumlarda vekâlet görevinin kötüye kullanılması söz konusu olacak ve bu sebeple taraflar arasındaki hukuki yönden ihtilaf meydana gelecektir. Sadakat ve özen borcunu esas alan ve taraflar arasında bir anlamda güven ilişkisi tesis edilerek kurulan vekâlet sözleşmesi, vekilin üstlendiği görevi sebebiyle kendisine yüklenen sorumluluklara uygun davranmaması neticesinde kötüye kullanılmış olur.
Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasına değinecek olursak; Taşınmaz satışına ilişkin olarak vekâlet yetkisi verilmesi de özel olarak yetki verilmesi gereken hallerden bir tanesidir. Bu yetkinin kötüye kullanılması, uygulamada çoğu zaman vekilin, satmakla yetkili kılındığı bir taşınmazı rayiç değerine nazaran çok düşük bir bedelle sattığı durumlarda görülmektedir. Vekilin satış vb. tapu sicilinde değişikliğe sebep olacak tasarruf işlemlerinde bulunurken sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması durumlarında Tapu İptal ve Tescil Davası açılması gündeme gelecektir. Bu dava ile vekil eden taraf, tapudaki kayıtların gerçek hak sahibi olarak kendisi lehine düzeltilmesini isteyebilecektir. Yetkili kılınan kişi, dilediği bedelle, dilediği kimseye satış yapma yetkisi tanınsa dahi sadakat ve özen borcu esas olacaktır.
Bir diğer husus ise, vekâlet görevinin kötüye kullanılması halinde vekilin üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerin vekâlet veren tarafından bağlayıcı olup olmayacağı sorunu ile karşılaşmaktadır. Bu durumda vekil ile sözleşme yapan üçüncü kişinin Türk Medeni Kanunu 3.madde gereği iyi niyetli olup olmadığı önem taşımaktadır. İşlem yapan üçüncü kişi vekilin görevini kötüye kullanıp kullanmadığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa vekil ile yaptığı sözleşmenin geçerli olduğu ve vekâlet vereni bağladığı kabul edilmektedir. Vekil, vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet veren arasında bir iç sorun olarak kalmakta, vekil ile sözleşme yapan üçüncü kişinin kazandığı haklara etki etmemektedir. Ancak Üçüncü kişi ile vekil çıkar ve işbirliği içerisinde ise ya da kötü niyetli olup vekilin, vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Türk Medeni Kanunu madde 2’ de dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılmasından dolayı hak talepleri, herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabii değildir. Buna dayalı olarak açılacak olan Tapu İptali ve Tescili davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemeleridir.